OKU OKUT DERNEĞİ NASIL KURULDU?

Birkaç gün önce beni kızımın okuduğu liseden okul müdürünün yönlendirmesi ile bir öğrenci grubu aradı. Benden destek istediklerini söylediler. Bir cumartesi, akşam yemeğinde buluştuk. Temiz ve gayretli öğrenciler (Soldan sağa: Emre Ateş – Abdullah Demir – Emin Şekerci – Ahmet Salih Kocabaş).

Heyecanlı oldukları gözlenen öğrencilere “Buyurun anlatın, dinleyeyim” dedim ve dinlemeye başladım. Bu üç öğrenci, “Bir El Uzat” adıyla kurdukları okul öğrenci kulübü vasıtasıyla (https://www.instagram.com/bireluzattt/) geçen yıl ramazanda ve sonrasında, zenginlerden toplayıp fakirlere 30.000 TL’ye yakın bir tutarda gıda kolisi ve giyecek dağıtmışlar. Onları dinlerken, ne kadar mutlu olduklarını ve yaptıklarının gururunu taşıdıklarını her cümlelerinden hissettim. Konuşmaları bitince benden tam olarak ne talep ettiklerini öğrenmek istedim. 2021 yılında daha fazla kişiye gıda yardımı yapmak için yanlarında yer almamı istediklerini belirttiler. Onlara yaptıklarının çok güzel ve iyi hizmetler olduğunu belirtip teşekkür ettikten sonra marka isimleri, tüzel kişilikleri ve taşıdıkları vizyona dair sorular sordum. Para toplamak için gerekli bir kurum kimlikleri olmadığı halde, güven sağlayıp para toplayabilmeleri beni oldukça şaşırtmış ve etkilemişti.

Orada onlara, “Kamu kurumları, belediyeler, dernekler, vakıflar, zenginler herkes ramazanda ve sonrasında maddî yardım dağıtıyor. Siz lise 12. sınıf öğrencisi olarak niye maddî yardım dağıtma işine girdiniz?” diye sorduğumda; insanlara katkı sağlayacak başka yardım etme seçeneği göremediklerini, bir şey yapılacaksa bunun sadece fakirlere maddî yardımda bulunmakla gerçekleşebileceğini düşündüklerini anladım. Türkiye için ne yazık ki bu bir gerçek. Yardım denilince akla, fakire erzak dağıtmak ilk sırada geliyor.

O yemek masasında, bu öğrencilerin gönüllü öğrenci grubu ile yaptıkları çalışmaları düşündükçe, aklıma onları yaşıtları olan öğrencilere katkı sunacak başka bir hizmet alanına yönlendirme düşüncesi geldi. O anda iki farklı durum da birleşmiş oldu: Evde eşim, ortaokul birinci sınıf öğrencisi oğlumun düzenli olarak okuyup, öğretmenine geri bildirimde bulunması gereken kitabını okumadığına dair serzenişlerde bulunuyordu. O sabah evde, bu konuyu çözmek için oğlum, eşim ve ben bir toplantıda bir araya geldik. Annesi şikâyetini, oğlum Berat da neden düzenli okuyamadığına dair kendi gerekçelerini ortaya koydu, ben de dinledim. Sorun, oğlumuzun kitap okumasını günlük olarak düzenli takip edemememiz ve onun da bizim kontrol edemediğimiz günlerde doğal olarak aksatmasında odaklanıyordu. Oğlumu ya her gün “Bugün okudun mu?” sorusu ile takip edecek ve burada yalan söyleme riskini kabul edecektim veya farklı bir yöntemle her gün düzenli okumasını sağlayan bir çözüm bulacaktım.

Belli bir süre düzenli kitap okumayan öğrencilerin, kitap okuma alışkanlığı kazanamadığına dair araştırmalar aklıma geldi. O an, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde (AYBÜ) uzaktan eğitimde kullandığım bir teknik çözümü hatırlayıverdim. Oğluma, “Bundan sonra her gün en az 15 dakika bilgisayarının başına geçip kitap okumana ve okuduğun ses kaydını benimle paylaşacağın bir Google Drive’a yüklemene karar verdim. Ses kaydına başlarken, Kitap Adı, Yazar Adı, Ay-Gün-Yıl ve başlangıç sayfasını; kaydı bitirirken de son sayfanın numarasını belirtip kaydedeceksin. Senin günlük okumalarını ben çevrim içi takip edeceğim” dedim. Aile toplantısında karar bu şekilde çıktı. Sonra oğlumun bilgisayarını açıp uygulamalı olarak teknik aşamaları gösterdim. Oğlum ilk kaydını yapıp gönderdiğinde aracımı kullanıyordum ve radyoyu kapatıp oğlumun kitap okumasını dinledim. Ulaştığımız teknolojik çözüm güzeldi. Hem oğlumu teknik imkânlarla takip edecek hem işe gelip giderken radyo yerine onun ses kayıtlarını dinleyecek ve gelişim aşamalarını takip edecektim. Üstelik bu ses kayıtları, yıllar geçtikçe o ve ailemiz için gülümsenerek dinlenecek çok değerli tarihî kayıt ve anı değerine ulaşacaktı.

O an, yemek masasında karşımda oturan gençlerin yardım etme ve bir şeyler yapma gayreti ile oğlumun yaşadığı sorunu yaşayan birçok öğrenci ve aile olduğu düşüncesini bir markaya dönüştürme fikri aklıma geldi. Onlara, “2021’de toplayacaklarınızı ve mevcuttaki para birikiminizi, maddî yardım olarak değil de, düzenli olarak kitap okuyan ve ses kaydı veya başka bir yol ile okuduğunu tespit ettiğimiz öğrencilere 100 TL şeklinde dağıtsak ne dersiniz?” diye sordum. Onlar düşünürken, balık dağıtmak yerine ihtiyaç sahiplerine balık tutmayı öğretmenin daha doğru olduğunu dile getirdim ve “Kalıcı yardım bilgidir” ana fikrini tekrarlayarak onlara yol göstermeye çalıştım. 

Neticede ikna oldular ve “Evet, bundan sonra bu hizmeti yapalım” dediler. Ancak para toplayabilmek için tüzel kişilikleri yoktu ve maddî yardım dağıtmak için sadece sosyal medyada kullandıkları “Bir El Uzat” (bireluzattt) adı belirlediğimiz hedefe uygun görünmüyordu. Bir dernek kurulmalıydı ama yaşları 18’den küçük olduğu için bunu kendi başlarına yapamıyorlardı. Babalarına sundukları “Dernek kurun, biz çalışalım” teklifine de red cevabı almışlardı. İşte bu sebeplerle onlara destek olmaya karar verdim.

O masada aklıma “Oku Okut” ismi geldi. Onlara “Nasıl, olur mu?” dedim, beğendiler. “O zaman ben akademisyen arkadaşlarla ‘Oku Okut Derneği’ kurayım, sizler de şimdilik dernek gönüllüsü, 18 yaşına basınca da dernek üyesi olun ve gayretlerinizi sürdürün” dedim.

Çaylarımızı içerken, TÜRKBİM yazılım firmasından dostum Mehmet Bey’i aradım, derneği ve ne yapmak istediğimizi anlattım: “Amacımız ne siyaset ne ticaret ne de ideoloji; sadece okumak ve okuma alışkanlığı kazandırmak. Ramazanda herkes yardım kolisi dağıtıyor, biz imkânımız ölçüsünce, kitap okuyan ortaokul öğrencilerine 100 TL vermeyi hedefliyoruz, destek olur musun?” diye sordum. “Evet” cevabıyla birlikte, derneğin bilgi işlem sponsorluğunu yapacağının müjdesini de aldım. Çaylarımız bittiğinde masamızdan ayrılmadan marka adımız Oku Okut Derneği olarak belirlenmiş hatta web sitemiz bile açılmıştı (www.okuokut.org). Gençler çok sevindiler. Gayretlerinin bir şekilde karşılık bulduğunu hissettiklerini, yüzlerindeki tebessüm ve heyecanlarından fark etmemek mümkün değildi.

Konuyu hemen öğrencilerin okuduğu okul müdürü Emrullah Kılıç Hocam’a ilettim. Çok sevindi. “Bu öğrenciler, çok etkinlik yapan faal öğrenciler ancak okumaktan ve eğitimden uzak kalıyorlardı. İyi bir sonuç olmuş, bu sayede öğrencilerin kitap ve okuma ile bağı kuvvetlenecek” dedi. Ayrıca halihazırda öğrencilerle çevrim içi okuma gruplarını yönettiklerini ve derneğimize destek olacaklarını da belirtti.

Hiç ara vermeden konuya yakınlık duyacağını bildiğim öğretim üyesi Doç. Dr. Behlül Tokur’u aradım. Konuyu aktardım ve destek istedim. Çok sevindi ve o da zaten sürdürdüğü okuma grupları ile destek olacağını söyledi.

Ortaya çıkan durum şu idi: Gönüllü olarak okullarda ve üniversitelerde öğretmenlik aşkı ile okuma alışkanlığı kazandırmak için fedakârlık gösteren öğretmenler ve akademisyenler zaten vardı. Bunları bir marka adı altında bir araya getirmek gerekiyordu. Markalaşma olmadan, bireylerin gayretleri “kelebek etkisi” yapamayacaktı.

Artık netleşmişti. Oku Okut Projesi için yola çıkmak gerekiyordu.

İlk etkinlik olarak da, o yemek masasında, ortaokul öğrencilerine yönelik “Oku Okut Projesi”ni duyurmaya, kaydolan ilk 100 öğrenciye, belirlenen kitabı okuyup ses kaydını yükledikleri takdirde 100 TL göndermeye karar verdik.

Hangi kitabın okunmak üzere belirleneceğini tespit etmek için ise sadece öğretmenlerin üye olabildiği, binlerce kayıtlı üyesi bulunan bir web sitesinin sahibi dostum İzzet Eker’den yardım istedim ve öğretmenler arasında “Ortaokulda bir öğrenci sizce hangi kitabı mutlaka okumuş olmalıdır?” şeklinde anket açmasını istedim.

Hangi yazarın veya kitabın seçileceğini şu an ben de merak ediyorum. Belli olduğunda hemen alıp oğluma hediye edeceğim.

Yemek sonrası eve döndüğümde gençler ile ürettiğimiz Oku Okut Projesi’nin ayrıntılarını, projeyi sponsor desteği ile daha da genişletmek amacı ile aşağıdaki gibi şekillendirdim ve proje için yola çıkıldı.

Oku Okut Projesi (Proje No. 0000-OKPR -0289-3)

Projenin amaçları;

Öğrenciler arasında kitap okuma alışkanlığını artırmaya odaklanan kapsamlı bir akademik araştırma yürütmek,

Öğrencilerin basılı veya çevrim içi kitap okumasını sağlamak, okuduklarını yapay zekâ ve eğitim danışmanları ile izleyerek okuma alışkanlığı kazandırmak ve ödüllendirmek,

İlkokul, ortaokul, lise, lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine yönelik, alanında uzman öğretim üyelerinin danışmanlığında çevrim içi okuma kulüpleri kurmak ve çevrim içi ortamda öğrencileri yazarlar ile buluşturmak,

Maddi imkânı bulunmayan ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik ücretsiz çevrim içi canlı destek kursları düzenlemektir.

Projenin hedefi;

Kendini, tarihini, kültürünü ve dünyayı bilme yolunda olan öğrencilerimizi, bilimsel veriler ve uluslararası başarılı uygulama örnekleri perspektifinde okuma alışkanlığı kazanma evrelerinde desteklemektir.

Projenin kapsama alanı;

Yapay zekâ ve çevrim içi teknolojik imkânlar kullanılarak tüm Türkiye’dir. İnternete ulaşma imkânı bulunmayan veya bilgisayar ve tablet gibi cihazlara sahip olmayan öğrencilere, kurulacak “Kitap Okuma Takip Merkezi” eğitim asistanları aracılığıyla sabit telefon numaraları üzerinden hizmet sunularak kitap okuma takipleri yapılacaktır.

Projenin hedef kitlesi; ilkokul, ortaokul, lise, lisans, yüksek lisans ve doktora seviyesindeki tüm öğrencilerimizdir. Projeye katılım; istekli velilerin öğrencilerini www.okuokut.org adresinden kaydetmeleri ile gerçekleşecek, üniversite öğrencileri ise kendileri kaydolabileceklerdir.

Proje kapsamında hazırlanacak, öğrencilere kitap okuma alışkanlığı kazandırmaya dönük yapay zekâ ve akademik destek tabanlı çok katmanlı “OkuOkut” markamız, www.okuokut.org web sitesi üzerinden ve cep telefonu aplikasyonları ile ücretsiz olarak hizmet sunacaktır.

15 Kasım 2020
Dr. Öğr. Üyesi Abdullah Demir
Oku Okut Derneği Genel Başkanı