Back
Görüntü Yok

Arapçada Zaman Kalıpları: Kullanım Alanları ve Türkçedeki Zamanlarla Karşılaştırılması

 Yazar: Prof. Dr. Mehmet Ali Şimşek  Eser Türü: Kitap  Yayınevi: Oku Okut Yayınları  Yayın Yılı: 2021  ISBN: 978-605-74416-1-4  Sayfa Sayısı: 299  Ülke: Türkiye  Dil: Türkçe  Boyut: 210x135  Dosya Boyutu: 4 MB  İNDİR
 Özet:

Zaman, eylemle iç içe olan bir olgudur. Çünkü eylemlerin bir zaman içinde gerçekleşmesi gerekir. Bütün dillerde temel olan üç zaman vardır. Bunlar: Geçmiş zaman, şimdiki zaman ve gelecek zamandır.

Eylemin gerçekleştiği zaman, Arapçada fiil ile ifade edilir, zira fiiller, eylemin gerçekleştiği zamanı ifade etmek için vardır. Arapçada fiil; mazi, muzari ve muzari fiilin bir versiyonu olarak kabul edilen emir fiili olarak üçe ayrılır. Bu üç kalıp Arapçada zaman sisteminin temelini oluşturur.

Mazi fiil geçmiş zamanı, muzari fiil şimdiki ve gelecek zamanı, emir fiili ise gelecek zamanı ifade eder. Fiillerin ifade ettiği bu zamanlar, fiillerin hiç bir karine olmaksızın kendi içinde sağladıkları sarfî zamandır.

Zaman, fiil dışında bazı kalıplarla da ifade edilebilir. Bunlar: ism-i fail, ism-i meful, isim fiili ve mastardır. Bu kalıpların zaman ifadesi cümle içinde kullanıldığında ortaya çıkar. Bu ise nahvî zamandır. Nahvî zaman cümleyi bir bütün olarak ele almakla anlaşılır. Çünkü burada zamanı belirleyen faktör, zaman kalıbından çok cümlenin akışı ve cümle içindeki karinelerdir. Bu açıdan yani nahvî zaman açısından bakınca mazi fiil şimdiki ve gelecek zamana delalet edebilir. Aynı şekilde muzari fiil geçmiş zamanı da ifade edebilir. Fiillerin ve fiil dışındaki kalıpların -ki bunlar fiil gibi hüküm görürler- ifade ettikleri zamanlar, cümle içindeki -ister lafzî ister hâlî olsun- karinelerin bilinmesiyle anlaşılır.

Cümle içinde meydana gelen bu zaman değişikliklerini özellikle edatlar sağlar. Örneğin: لَـمْ ve لَمَّا ile kullanılan muzari fiil geçmiş zamana, şart edatı إِنْ ile kullanılan mazi fiil gelecek zamana delalet eder. Muzari fiil; لَـمْ ve لَمَّا dışında meczum ya da mansup olarak gelince gelecek zaman, merfu olarak gelince de geçmiş zaman ifade edebilir.

Dolayısıyla, Arapça bir cümlede zamanın anlaşılabilmesi çoğunlukla edatların bilinmesine bağlıdır. Edatlar -ki bunlar lafzî karinelerdir- dışında zaman ifadesini belirleyen diğer bir karine de sözün söylenme ânındaki durumdur. Hâlî karine olarak adlandırdığımız bu karine, fiil ve fiilimsilerin (fiil manasında kullanılabilen isimlerin) ifade ettiği zamanın belirlenmesinde büyük rol oynar.

İki bölümden oluşan “Arapçada Zaman Kalıpları, Kullanım Alanları ve Türkçedeki Zamanlarla Karşılaştırılması” adlı çalışmamızın birinci bölümünde bu sarfî ve nahvî zaman ifadelerinin ortaya çıktığı yerler, kullanım alanları ile birlikte incelenmiştir.

İkinci bölümde ise Türkçe zaman kalıplarının Arapça karşılıkları verilmiş ve karşılaştırılması yapılmıştır. Böylece zaman ifadelerinin Arapça ve Türkçe açısından öğrenim ve öğretiminin kolaylaştırılması amaçlanmıştır.

 Geri